Dünya casusluk skandalını konuşuyor... Türkiye'de böcekler nasıl bulunmuştu

Sami Menteş yazdı: Dünya ortaya çıkan casusluk skandalıyla çalkalanırken, akıllara Türkiye siyasi tarihine oturan bir casusluk operasyonu geldi...

 

Tüm dünyadan 17 yayın kuruluşunun ortak yürüttüğü bir çalışmanın sonuçlarına göre bazı hükümetlerin kullandığı Pegasus isimli casus yazılım, merkezi İsrail’de bulunan NSO Grubu adlı firma tarafından geliştirildi.

Dünyanın gündemine oturan casusluk skandalında, birçok politikacı, gazeteci ve diplomatın telefonlarına yüklenilen bir programla takip edildiği, konuşmalarının ve yazışmalarının kaydedildiği ileri sürüldü.

TÜRKİYE’DEKİ CASUSLUK FAALİYETİ

Dünya ortaya çıkan casusluk skandalıyla çalkalanırken, akıllara Türkiye siyasi tarihine oturan bir casusluk operasyonu geldi.

26 Kasım 2011’de o dönem Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da ameliyat olmuştu. Erdoğan’ın İstanbul’da ameliyat olacağının kesinleşmesinin ardından, Başbakanlık Koruma Dairesi’nde görevli bazı polislerde hareketlenme yaşandı.

İstanbul’da ameliyat olurken, Ankara’daki Başbakanlık konutlarında casusluk faaliyeti yürütülüyordu.

Erdoğan'ın İstanbul'da olduğu 24 Kasım 2011 tarihinde, Başbakanlık Koruma Dairesi'nde görevli bazı polisler yanlarında Emniyet İstihbarat'tan polisleri de alarak, önce Ankara Çankaya’daki Başbakanlık Resmi Konuta gittiler. Girişteki görevlilere "böcek araması yapacaklarını" söylediler. Erdoğan'ın çalışma odasında telefonların bulunduğu bölgedeki çoklu prizi, içinde böcek diye tabir edilen dinleme cihazının yerleştirildiği prizle değiştirdiler ve odadan çıktılar.

25 Kasım'da ise yeni hedeflerine doğru yola çıktılar. Bu sefer Erdoğan'ın kaldığı Keçiören'deki konuta geldiler. Yine "böcek araması yapacağız" diyerek, Erdoğan'ın konutundaki çalışma odasına girdiler. Telefonların yanında bulunan çoklu prizi, içinde böcek bulunan prizle değiştirdiler.

Böceklerin yerleştirilmesinin ardından, Başbakanlık Koruma Dairesi'nde görevli olan polis memuru, görev yeri olan İstanbul'a döndü. 

BÖCEKLERİN BULUNMASI

Erdoğan'ın ameliyatının iyi geçmesi, bürokraside üst düzey görev yapan isimleri rahatlatmıştı. O dönem Başbakanlık Müsteşarı olan Efkan Ala, Başbakanlıkta MİT Müsteşarı Hakan Fidan'la bir görüşme gerçekleştirmişti. Ala, görüşmede içinin rahat olmadığını Başbakanlık binalarında arama yapılmasını istedi. Fidan'ın görevlendireceği bir ekip gelip bütün binalarda arama yapacaktı.

28 Aralık 2011'de Başbakanlık binalarında MİT ekibi tarafından arama yapıldı. Arama yapan ekibin başında ise Basri Aktepe bulunuyordu. Aktepe kritik bir isimdi ve TİB'den MİT'e yeni gelmişti.

Arama yapan MİT ekibinin yanında ise sadece o dönem Başbakanlık'ta görevli olan Mustafa Varank vardı.

Yapılan aramalarda böcekler bulundu. Kimseye belli edilmeden böcekler alındı ve çıkıldı.

GÜVENLİK BÜROKRASİSİNDEKİ KAVGA

Böceklerin bulunmasını Erdoğan'a Hakan Fidan haber verdi. O günden sonra Emniyet ile MİT arasındaki ilişkiler gerildi. Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Ömer Altıparmak, Başbakanlık’a çağrıldı. MİT’çiler de orada hazır bulunuyordu.

Başbakanlık makamındaki tek gündem bulunan böceklerdi. Sakin başlayan konuşmalar gittikçe şiddetlendi. Karşılıklı suçlamalar, inkarlar arka arkaya geldi…

28 Aralık’ta Uludere’de yaşanan katliam, MİT’in yanlış istihbaratı sonucu yaşandığı gazetelerde yazıldı. İki kurum arasındaki kavga giderek sertleşiyordu...

İş öyle bir noktaya geldi ki; Hakan Fidan 7 Şubat 2012'de ifadeye çağrıldı!

BÖCEKLER KİMİN

17 Aralık 2013’teki operasyonların ardından FETÖ mensubu emniyetçilere yönelik operasyonlar başladı. Başbakanlık’a böcek koyanlarla ilgili rafa kaldırılan dosya yeniden indirildi ve Haziran 2014’te polislere yönelik operasyon düzenlendi.

Konuyla ilgili hazırlanan iddianamede casusluk faaliyetiyle ilgili çarpıcı bilgiler yer aldı.

En merak edilen konu ise, dinleme cihazlarının kaynağıydı…

Savcılık, Loke III TX (mini transmitter) ve Loke II Receiver cihazlarının üzerinde duruyordu. Savcılığa bilgi veren gizli tanık Hançer de cihazlarla ilgili Emniyet adına kesilen faturaları dosyaya sunmuştu.

Teknik cihazların alımıyla ilgili sanıklar sorgulandı. Dosyada sanık olarak yer alan eski polis Ahmet Türer ifadesinde, savunma ve güvenlik sistemleriyle ilgili satın almalar yapılmadan önce şirketlerin kendilerine tanıtım yaptıklarını söyledi ve “Firmalardan kendilerini ulaşmaya çalışanlar olduğunu, müdürlere ulaşıp sunum yapmak istediklerini, ATH firması, M. A.’nın arkadaşı olduğunu, bu firmanın genel müdürünün de daha önce Polis Akademisinde İngilizce eğitmeni olduğu söylenen Didem isminde bir bayan olduğunu, Firma sahibinin ise Ekim veya Ekin isimli bir erkek şahıs olduğunu” kaydetti.

ATH firması önemliydi çünkü Danimarka üretimi olan Loke cihazlarının Türkiye distribütörüydü.

ŞİRKET YÖNETİCİSİ KONUŞTU: SATIŞLAR ATH ARACILIĞIYLA YAPILDI

Böcekleri üreten şirketin o dönem yöneticisi olan Daniel Krebs, savcılıkta verdiği ifadesinde, “2009-2012 yılları arasında değişik tarihlerde farklı sayıda firmanın ürünlerinden olan LOKE III TX (Ses Aktarım Cihazı) ve LOKE II marka alıcılardan Türkiye’deki temsilcisi ATH Savunma ve Güvenlik Şirketi aracılığı ile sattığını, Türk Polis Teşkilatı ile tanışmasının ATH şirketi aracılığı ile 2009 yılı bahar aylarına denk geldiğini, 2011 yılı Temmuz ayında NATIA fuarında iken Enes… isimli İstihbarat Daire Başkanlığı çalışanının Danimarka’ya gelerek fabrikayı ziyaret ettiği ve burada bulunan LOKE III ürünlerinden bir miktar almak istediğini, ancak hepsini yanında götürme şansı olmadığı için sipariş verdiğini ve bunların da ATH üzerinden kendilerine teslim edildiğini, 2012 yılına kadar 8 adet LOKE III Türk Polis Teşkilatı İstihbarat Daire Başkanlığına ATH aracılığı ile sattığını hatırladığını, 2010 yılı ve 2011 yılları arasında bir iki kez İstihbarat Daire Başkanlığına gelerek burada görevli bulunan Enes … ve görev arkadaşları ile birlikte ürünleri tanıtan görüşmeler yaptığını, bu ürünlerden LOKE III marka cihazlardan Danimarka’daki fabrikalarına gönderilmesi halinde bu cihazlara ait seri numaralarının tespit edilerek Türk Polis Teşkilatına satıldı ise bu seri numaralarını fabrikadan bildirebileceklerini, öte yandan Enes isimli şahsın fabrikalarını ziyareti sonrası LOKE III marka ürünlerden almak için sipariş verdiğini, ayrıca Enes isimli şahsın birkaç kez ATH isimli firmayı bypass ederek direkt olarak kendisi Türkiye dışındaki Fransa ülkesinde firmalarının distribütörüne ulaşıp buradan cihaz temin etmeye çalıştığını öğrendiğini, ancak kendisinin buna müsaade etmediğini, Türkiye’ye yapılan satışlarının ATH üzerinden olduğunu…” söyledi.

ŞİRKETİN SAHİBİ KİM

Başbakanlıkta bulunan böcekler uzun yıllar tartışıldı. Böceklerin Türkiye distribütörü olan ATH firmasının sahibi ise tanıdık bir isimdi: Ekim Alptekin.

Alptekin, Türkiye adına ABD’de FETÖ karşıtı lobi yapmak için çalışmalar yürüttüğü iddiasıyla gündeme geldi.

ABD eski Başkanı Donald Trump'ın eski ulusal güvenlik danışmanı Michael Flynn'in yargılandığı davada, Flynn'in geçmişte birlikte iş yaptığı Bijan Rafiekian ve Ekim Alptekin, Türkiye hükümeti adına Fethullah Gülen'in iadesi için "komplo kurmak" ve "yabancı bir devlet adına kayıtdışı temsilci olarak hareket etmek" ile suçlandı. İş adamı Ekim Alptekin'e yönelik bir diğer suçlama ise Amerikan Federal Soruşturma Bürosu'na (FBI) "yalan beyanda bulunmak"tı.

Alptekin'e yakın kaynaklardan edinilen bilgilere göre; Alptekin'in sahibi olduğu şirket, Emniyet İstihbarat'a ilgili cihazları sattı. Satış işleminden sonra şirketin dinleme cihazları üzerinde hiçbir yetkisi ve sorumluluğu kalmadı. Kaynaklar, Erdoğan'ın dinlenmesiyle ilgili şirketin hiçbir sorumluluk ve dahlinin olmadığı kaydedildi.

Eski Türkiye-ABD İş Konseyi Başkanı da olan Ekim Alptekin'in adı son dönemde yeniden tartışma konusu oldu.

Hakkında kara para aklama soruşturması yürütülen Sezgin Baran Korkmaz, Mayıs 2017'de Amerikan-Türk İş Konseyi tarafından Washington'daki Trump Oteli'nde düzenlenen yemekte yaptığı konuşmada, ABD'de iş hayatına girişini anlatırken, Mormon aile Kingstonlarla nasıl tanıştığını anlatmış ve Ekim Alptekin'in "bugünlere gelmesinde çok büyük katkıları olduğunu" söylemişti.

KORKMAZ'IN İDDİALARINA BÖYLE YANIT VERMİŞTİ

Alptekin ise, Sezgin Baran Korkmaz'ın kendisi hakkındaki iddialarını yalanladı. Alptekin, "Benim veremeyecek hesabım yok. Şahsım ile ilgili dosyası olan buyursun açıklasın. Devlet ihalelerine katılmıyorum" dedi.

Alptekin, "SBK’nın yalanlarıyla hareket edenleri UYARIYORUM. Benim veremeyecek hesabım yok. Şahsım ile ilgili dosyası olan buyursun açıklasın. Devlet ihalelerine katılmıyorum ve Allah'ın tek bir kulu Ekim Alptekin bahsi geçen isimlerin yok oteline gitmiştir yok teknesine binmiştir diyemez" açıklamasında bulundu.

Halk TV'ye yaptığı açıklamada, Sezgin Baran Korkmaz'ı TAİK başkanlığı döneminde tanıdığını belirten Alptekin, "Hükümetle bazı anlaşmalar yapılmış gibi ifadeler duydum. Doğru değil. Sezgin Baran Korkmaz'ı Türkiye-ABD İş Konseyi (TAİK) başkanlığım döneminde tanıdım. Ben Baran Bey'e söylenildiği gibi önemli bir kapı açtığımı düşünmüyorum" dedi.

Sezgin Baran Korkmaz'ın otellerinde kalmadığını vurgulayan Alptekin, "Birlikte tatil yapmadım. Onla böyle bir ilişkim yoktu. Zaten şuan davalığım. Sezgin Baran Korkmaz'ın, TAİK'e üyeliği için bir siyasi referans oldu. Bu isim bir kabine üyesi değil. Bu kişi muhalefetten de olsa iktidardan da olsa ismini vermeyeceğim. Sezgin Baran Korkmaz'ın siyasetçilere, gazetecilere, emniyet müdürlerinin de aralarında olduğu üst düzey isimlere rüşvet verdiğini düşünüyorum" iddiasında bulundu.

Sami Menteş

Odatv.com


 
 
Bu habere tepkiniz:
Sami Menteş

İLGİLİ HABERLER
Odatv

"Yeter" dedi ve...

"Sahip olduğum her şeyi Türkiye’ye borçluyum" diyen Giovanni Guidetti'yi bir de böyle okuyun