“Kurban kesme” demek doğru mu

Soner Yalçın yazdı: İnanmış Müslümana veya Musaviye “kurban kesme” demek ne derece doğru olur? İşin garip yanı, bu sözü edenlerin “et bağımlısı” olması!

 

Nerden okudum hatırlamıyorum; söz şöyleydi:

-“Başkasının mabedine kendi inancınla giremezsin!”

Kimse sizi bir mabede girmeye zorlayamaz ama eğer girmişseniz o mabedin kurallarına uymak zorundasınız…

Sosyal medyada, kurban kesilmesine karşı çıkanların mesajlarını gördüm.

Kimse kimseyi, kurban kesmeye zorlayamaz.

Kimse kimseyi, inancı gereği kurban kestiği/kestirdiği için kınayamaz.

Özel olarak rica edeceğim; karşı çıktığınız konuda bilgi sahibi olunuz.

Örneğin, Müslümanlar kuzu kurban etmez.

Örneğin, deve beş yaşından büyük olmalıdır. Kesilecek kurbana dair kurallar vardır…

Ama mesela:

Museviler, Mısır'dan çıkışı sembolize eden “Fısıh Bayramı” kutlar ve kuzu keser. Hatta kumru ve güvercin bile kurban kabul ederler. Müslümanların aksine ineği kurban etmezler.

Hıristiyanlıkta ise kurban pek yoktur. Çünkü… Hz. İsa'nın yaydığı din, her ne kadar kendinden önceki peygamberlere dayansa da, kurbana pek ilgi göstermez. Kan akıtılarak günahlardan arınılamayacağını belirten Hz. İsa, ümmetine kurban bağlamında kan akıtılmamasını öğütledi…

Kurban, başlangıcı geçmişin derinliklerinde bulunan/ öncesiz/ kadim gelenek.

Tarihe baktığımızda çeşitli toplumlarda kurban var:

TÜRKLERDE KURBAN

Sümer (MÖ 4 bin-MÖ 2 bin) tanrıları, insanüstü güçleri olan ölümsüz varlıklardı. Kurban ritüeli dinselden çok büyüsel içerik taşırdı. Tanrı heykelini önüne ekmek- susam şarabı- tereyağı- bal gibi yiyecekler sererler; ve bir sığırı tanrıya kurban edip, etini törene katılanlar arasında paylaştırırlardı.

Hititler'de (MÖ 1650-MÖ 1200) genellikle ilk ürün kurban olarak sunulurdu. Bu daha çok ilk mahsulü olan meyveler ya da bir yaşındaki hayvanlardı. Kurbanlıkların kusursuz ve iyi durumda olmaları koşulu Hititlerde büyük önem taşıyordu…

Antik Yunan'daki (MÖ 756-MÖ 146) kurban ritüelleri iki türlüydü: Biri, etinin hiç yenilmediği, tamamının tanrılara sunulduğu ve diğeri ise; etin bir kısmının tanrılara sunulduğu, kalan bölümün törene katılanlar tarafından yenildiği idi…

Yunan düşünürü Platon'a göre kurban, “Tanrılara sunulan hediye” idi.

İngiliz antropolog Edward Burnett Tylor'a göre ise kurban, insanların kendilerini sevdirmek için doğaüstüne sundukları hediyeydi. Tanrılar yücelip dünyadan uzaklaştıkça, insanlar onlara hediye verme gereksinimi duymuştur.

Eski Türk boylarında kurban için genellikle erkek hayvan tercih edilirdi. Kurban, belirli özellikler taşıyan at, koyun, deve, geyik türleri arasından seçilirdi.

Çeşitli kaynaklarda, kurban sözcüğünün aslının “korban” olduğu görülür. Arami dilinden Arapça'ya geçtiği belirtilir. Sözcük, İslam yoluyla 9 ve 10'uncu yüzyılda Türkçe'ye girdi.

MÜSLÜMAN YA DA MUSEVİ

İslam'ın ikinci yılı…

Hz. Muhammet bayram sabahı namazgâhta halka kurban bayramı namazını kıldırdıktan sonra iki boynuzlu iki koçun birisini kendi ve ailesi için, diğerini de ümmeti için kurban etti. Kurban sırasında, “Allah'ım bu sendendir ve sanadır” dedi.

Kur'an-ı Kerim'de kurban, Maide Suresi 27. ayet, Kevser Suresi 2. ayet ve Hacc Suresi 28, 34-35, 36, 37. ayetlerinde geçer.

-”Ey Muhammet! Onlara Adem'in iki oğlunun kıssasını doğru olarak anlat: İkisi birer kurban sunsunlar, birininki kabul edilmiş, diğerinin ki edilmemişti. Kabul edilmeyen, ‘And olsun seni öldüreceğim' deyince, kardeşi: ‘Allah ancak sakınanların takdimesini kabul eder' demişti.” (Maide 5/27)

Kur'an'ın Hacc Suresinde Allah, Hz.Muhammet'e insanları hacca çağırmasını söyledikten sonra 28. ayette kurbanla ilgili şu buyruğu iletti:

“Ta ki kendi menfaatlerine şahit olsunlar; Allah'ın onlara rızık olarak verdiği hayvanları belli günlerde kurban ederken O'nun adını ansınlar. Siz de bunlardan yiyin, çaresiz kalmış yoksulu da doyurun.'' (Hacc 22/28)

Bu ayet, Müslümanların kurban keserken diğer ümmetlere buyrulduğu gibi; Allah'ın adını anmaları, kesim niyetinin yönünü belirtme gereği duymaları ve böyle yapıldığı takdirde kurbanın geçerli olacağını dile getirdi.

Kur'an'a göre, Sadaka-i fıtrı vermekle mükellef olan kimselere kurban kesmek vaciptir.

Yani:

İnanmış Müslümana veya Musaviye “kurban kesme” demek ne derece doğru olur?

İşin garip yanı, bu sözü edenlerin “et bağımlısı” olması!

YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ

Soner Yalçın

Odatv.com

 


 
 
Bu habere tepkiniz:
Soner Yalçın

İLGİLİ HABERLER
Odatv

"Yeter" dedi ve...

"Sahip olduğum her şeyi Türkiye’ye borçluyum" diyen Giovanni Guidetti'yi bir de böyle okuyun