Hıdırellez Unesco'nun listesinde... Amacımız festival

Kaan Çağlayangöl yazdı...

 

Türkiye ile Makedonya’nın birlikte hazırlayıp 2016 yılında UNESCO’ya sunduğu “Bahar Kutlaması: Hıdırellez” çok uluslu ortak dosyası, Güney Kore’nin Jeju Adası’nda gerçekleştirilen Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması 12. Hükümetler arası Komite Toplantısı’nda değerlendirilerek, UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi’ne kaydedilmişti. 

Ben de bu kapsamda Birleşmiş Milletler Temsilcisi “Mehmet Işkın” ile bir sohbet gerçekleştirdim. 

Hıdırellez ritüelleri denildiği zaman akla gelen ilk isimlerden olan Suzan Kardeş, 2020 yılında, geleneği bozmayıp Hıdırellez Bayramını Covid-19’a rağmen online şekilde gerçekleştirmişti ve Birleşmiş Milletler adına Mehmet Işkın canlı yayına katılarak bir teşekkür mesajı sunmuştu. Mehmet Işkın; 2016 yılında Kanada’da bulunan “Mount Saint Vincent” Üniversitesi’nden mezun olmuş. Kanada Göçmenlik Bakanlığı Yerleştirme Merkezi’nde farklı görevlerde bulunmuş. Türk-Kanada Konseyi ve birçok yardımlaşma derneğinde görevler almış. Uzun yıllar bulunduğu Kanada’dan ayrılırken gönüllülük ve göçmenlere vermiş olduğu hizmetlerden dolayı meclis özel ödülü almış bir isim. Şu anda ise Birleşmiş Milletler İstanbul Bölgesel ofisinde görev yapıyor ve önemli projeler üzerinde çalışıyor.

* Suzan Kardeş ve Mehmet Işkın

"PROJEDE ÖNCÜLÜK YAPIYORUZ"

- Hıdırellez Bayramı yaklaşıyor. Geçen yıl gerçeklesen kutlama için neler söylemek istersin?

Çok heyecanlanmıştım. Salgına rağmen ritüeller gerçekleşmişti, tabii ki bu mirasın korunması için Suzan Kardeş’in emeği büyük… Bence bu mirasın korunduğu kadar Suzan Kardeş gibi değerli sanatçıları da korumak bizlerin görevi. Sanatçıların BM tarafından onore edilmeleri bizler için bu ritüeller kadar önemli. Bu değerlerimizi motive edelim ki üretmeye devam etsinler. 

- Hıdırellez Bayramı, UNESCO'nun Dünya Kültürel Mirası'na girdi. Kabul edilme süreci nasıl gerçekleşti? Bu konuda ön ayak olan isimler veya kuruluşlar kimlerdi?

Türkiye ile Makedonya’nın birlikte hazırlamış oldukları ve 2016 yılında UNESCO’ya sunulan “Bahar Kutlaması: Hıdırellez” çok uluslu ortak dosyası, Güney Kore’nin Jeju Adası’nda gerçekleştirilen Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması 12. Hükümetler arası Komite Toplantısı’nda değerlendirilerek, UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi’ne girdi. Her iki ülkenin de Kültür ve Turizm Bakanları bu kapsamda ön ayak olmuşlardı.

- Birleşmis Milletler temsilcisi ünvanına sahipsin. Birleşmiş Milletler olarak Türkiye’de ne gibi etkinlikler veya projeler yapıyorsunuz?

Türkiye, BM’nin kurucu üyesi olarak, barış gücü ve barışın inşasından dünyanın dört bir yanındaki yoksul insanların yaşamlarını iyileştirmeye kadar teşkilat, birçok görevinin yerine getirilmesinde önemli rol oynuyor. “Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları” doğrultusunda birçok projede öncülük yapıyoruz, yoksulluğun sona erdirilmesi, çevrenin korunması, iklim krizine karşı önlem alınması, refahın adil paylaşımı ve barışı hedefleyen birçok alanda etkili görevler üstleniyoruz.

* Mehmet Işkın ve Suzan Kardeş

"FESTİVAL HALİNE GETİRMEK..."

- Covid salgını olmamış olsa idi etkinlik kapsamında neler yapılması planlanıyordu?

Bu yıl da Ramazan ayına denk gelmesi tabii ki organizasyonu bir nebze olsun etkileyecek ama bu etkinliği bir festival haline getirmek hepimizin isteği. Geleneklerimizi yaşatmakla beraber her yıl etkinliklerde binlerce insan buluşuyordu. Hatta din, ırk, cinsiyet belirtmeksizin. Bu durum çok çeşitlilik bakımından çok önemli, buluşmamıza biraz daha ara vereceğiz. Zaten dediğim gibi araya Ramazan ayı girdi. Ritüeller bu sene de COVID-19 salgını sebebiyle online olarak gerçekleştirilecek.

- Bir BM temsilcisi olarak Covid döneminde BM üyesi diğer ülkelerin sanatçılara verdiği destekle Türkiye’de verilen desteği kıyasladığında nelerin eksik olduğunu görüyorsunuz?

Hükümetler ekonomik teşvik ve destek modelleri yarattılar ve müzisyenler için özel krediler ve fonlar verilmeye başlandı. Türkiye’ de ise sanatsal faaliyetler ve etkinlik-organizasyon faaliyetleri düzenleyen kurumlara ve vergi mükelleflerine yönelik kredi, anapara ve faiz ödemeleri asgariler ötelendi. Ülkemizde müzik sektörüne toplam 123 milyon lira destek sağlandı. Bazı vakıflar müzisyen destek fonu projelerini başlattılar. Diğer bir güzel gelişme; İstanbul Büyükşehir Belediyesi, binlerce müzisyenin İstanbullularla buluşmasını sağlayacak yeni bir projeyi hayata geçireceğini kısa bir zaman önce duyurdu. Kentin 100'den fazla farklı noktasını açık hava sahnesine dönüştüren “İstanbul Bir Sahne” ile özlenen kültür sanat etkinlikleri; açık havada, ücretsiz ve pandemi koşullarına uygun olarak gerçekleştirilecek. Özel sektörün dayanışması çok zayıf kaldı. Türkiye’de sanata destek veren belirli bir seyirci kitlesi var bu güzel ama “müziğe alkıştan çok özel sektörün desteği gerek”.

* Suzan Kardeş ve Mehmet Işkın

- UNESCO, müzik sektöründe 6 ay boyunca konser düzenleyememenin maliyetinin de 10 milyar doları bulabileceğini vurguladı. Global ölçekteki yayıncılığın ise yüzde 7.5 düşmesi bekleniyor. Konuyla ilgili açıklama yapan UNESCO Genel Direktörü Audrey Azoulay, “Sektör 30 milyon kişiye iş sağlıyor. Bunlar hayatta kalmakta zorlanıyor ve bizim yardımımıza ihtiyacı var” ifadelerini kullandı. Bu anlamda her hangi bir proje yapıldı mı?

Geçen yıl UNESCO, Mexico City'de müzisyenler ve sanatçılar, gerçekleştirdikleri etkinliği ülke geneline yayarak 1,5 milyondan fazla online izleyici ile birlikte bir “Bahar Gecesi” konseri düzenlediler. #ShareCulture hashtagiyle etkinlik dünyada yankı buldu. Anladık ki dijital medya çok güçlendi ve daha çok büyüyecek.

ÜLKEM ADINA KORKUYORUM

Ülkemize ait değerlerin BM veya UNESCO tarafından tanınıp uluslararası bir hale gelmesi elbette çok sevindirici… Hem Mehmet Işkın’ı hem de Suzan Kardeş’i bu anlamda kutlarım. Umarım bu projelerin devamı gelir. Bu arada 5 Mayıs Çarşamba günü Biletix üzerinden “Suzan'ın Hıdırellez Bahçesi” etkinliğine bilet alabilirsiniz. Satın alınan biletler canlı yayın gösterimine online katılım hakkı sağlayacakmış. Yani cep telefonu, bilgisayar ya da tabletinizden aldığınız biletle etkinliği seyredebileceksiniz. 

Birkaç cümle de Türkiye’nin kültür sanat politikalarının Covid-19 ile olan imtihanına dair söylemek istiyorum. Keşke Türkiye’de pandemi döneminde müzik sektörüne daha fazla yardımlar yapılmış olsa idi. Ülkemizde müzisyenler çok ama çok zor durumdalar. Çünkü para kazanmıyorlar. Bu para kazanmama durumu daha da sürecek gibi duruyor. Halbuki dünyanın birçok yerinde, pandemi döneminde, hükümetler sanatı ve sanatı destekleyen adımlar attılar. Hala da bu destekler devam ediyor. Müzisyenler için özel krediler ve fonlar verdiler. Türkiye’de ise buna benzer destekler ne yazık ki hiç yapılmadı desem çok da yanılmış olmam. Umarım “müzik susmasın” projesi uzar ve müzisyenler hiç olmazsa o yardımı almaya devam ederler. Müzisyenlere yardım etmeyen kurumları da unuttum sanmayın. Devlet yardımının yetersiz kaldığı noktada duyduğum ve gördüğüm kadarıyla müzisyenlere doğru dürüst yardım yapan veya fon ayıran özel bir kurum da olmadı. Türkiye’de müzik lüks bir durum olmaktan öteye gidemeyecek ve bu algı hiçbir zaman değişmeyecek diye korkmuyorum da değil. Kendi adıma değil, ülkem adına korkuyorum. 

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni bu anlamda kutlamak gerekiyor. Çünkü binlerce müzisyenin İstanbullularla buluşmasını sağlayacak yeni bir projeyi hayata geçirmek için bir adım atmıştı. Kentin 100'den fazla farklı noktasını açık hava sahnesine dönüştüren “İstanbul Bir Sahne” ile özlenen kültür sanat etkinlikleri; açık havada, ücretsiz ve pandemi koşullarına uygun olarak gerçekleştirilecekti. Projeyi sosyal medya sayfasından duyuran Ekrem İmamoğlu, açıklamasında pandeminin başından beri zor günler yaşayan müzisyenlere önemli bir destek sağlanacağını söylemişti. İstanbullularla yaşadıkları yerlerde, 39 ilçede 100’den fazla farklı noktada buluşacak olan “İstanbul Bir Sahne” etkinlikleri şehrin günlük yaşamına canlı performansla eşlik edilecekti. Kültür AŞ organizasyonuyla gerçekleştirilecek projeyle şehrin parkları, durakları, metro platformları, müzeleri, sokakları, otoparkları, günlük işe gidiş geliş noktaları, ikonik mekanları dev bir açık hava sahnesine dönüşecekti. 

Üstelik katılım koşullarını yerine getiren müzisyenlerin ve müzik topluluklarının başvuru sırasına göre kontenjan limitleri kapsamında yer alacağı proje kapsamında her bir müzisyene 2 bin TL’lik bir bütçe verilecekti. Proje kapsamında gerçekleştirilecek etkinliklerin yer ve tarih bilgileri ise pandemi koşulları ve hava şartlarına göre planlanacaktı.

Fakat ne yazık ki bunların hiçbiri olamadı çünkü “tam kapanma” günleri başladı. Her konuda olduğu gibi bu defa da ilk ve en büyük darbeyi müzik yemiş oldu. Umarım “tam kapanma” sonrasında Ekrem İmamoğlu söz konusu projeyi tekrar planlayıp hayata geçirir ve müzisyenler biraz olsun nefes alırlar.

Sevgiyle kalın.

Kaan Çağlayangöl

Odatv.com


 
 
Bu habere tepkiniz:
Kaan Çağlayangöl

İLGİLİ HABERLER
Odatv